Matta 20

Matta 20'de İsa, bağ işçileri benzetmesiyle Tanrı'nın egemenliğinde ödüllendirmenin insan beklentilerinden farklı işlediğini anlatır. Ardından Yeruşalim'de acı çekip öldürüleceğini ve üçüncü gün dirileceğini öğrencilerine bildirir; büyüklüğün hizmet etmekle ilgili olduğunu vurgular ve Eriha çıkışında iki kör adamı iyileştirir.

Okumaya devam et

Kadıköy Kilise Çevirisi (KK)

1 “Göklerin Egemenliği, bağında çalıştıracak işçiler tutmak için sabah erkenden dışarı çıkan bir ev sahibine benzer.

2 İşçilerle günlüğü bir denara anlaşıp onları bağına gönderdi.

3 Üçüncü saat sularında dışarı çıktığında, çarşı meydanında boş duran başkalarını gördü.

4 Onlara, ‘Siz de bağa gidin; hakkınız neyse veririm’ dedi. Onlar da gittiler.

5 Altıncı ve dokuzuncu saatler sularında yine çıkıp aynısını yaptı.

6 On birinci saat sularında çıktığında, boş duran başkalarını buldu. Onlara, ‘Neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?’ diye sordu.

7 ‘Çünkü kimse bizi işe almadı’ dediler. Adam onlara, ‘Siz de bağa gidin; hakkınız neyse alırsınız’ dedi.

8 Akşam olunca bağın sahibi kâhyasına, ‘İşçileri çağır; sonunculardan başlayıp ilklere doğru ücretlerini öde’ dedi.

9 On birinci saat sularında işe alınanlar gelince birer denar aldılar.

10 Sıra ilk işe alınanlara gelince daha çok alacaklarını sandılar; ama onlar da birer denar aldılar.

11 Paralarını alınca ev sahibine karşı söylenmeye başladılar.

12 ‘Bu sonuncular yalnızca bir saat çalıştı; oysa sen onları, günün yükünü ve kavurucu sıcağını çeken bizlerle bir tuttun!’ dediler.

13 Ama ev sahibi içlerinden birine şöyle karşılık verdi: ‘Arkadaş, sana haksızlık etmiyorum. Benimle bir denara anlaşmadın mı?

14 Hakkın olanı al, git. Ben bu sonuncuya da sana verdiğim kadar vermek istiyorum.

15 Kendi malımla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa ben iyilik ediyorum diye kıskanıyor musun?’

16 İşte böyle, sonuncular birinci, birinciler de sonuncu olacak. Çünkü çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır.”

17 İsa Yeruşalim'e çıkarken on iki öğrenciyi bir kenara çekti ve yolda onlara şöyle dedi:

18 “Bakın, Yeruşalim'e çıkıyoruz. İnsanoğlu, başkâhinlerle din bilginlerinin eline teslim edilecek; onlar onu ölüme mahkûm edecekler,

19 alay etmeleri, kamçılamaları ve çarmıha germeleri için onu uluslara teslim edecekler. O da üçüncü gün diriltilecek.”

20 Bu sırada Zebedi oğullarının annesi, oğullarıyla birlikte İsa'nın yanına geldi; önünde diz çökerek ondan bir istekte bulundu.

21 İsa ona, “Ne istiyorsun?” diye sordu. Kadın, “Buyruk ver de Egemenliğinde bu iki oğlumdan biri sağında, öbürü solunda otursun” dedi.

22 İsa, “Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz” diye karşılık verdi. “Benim içmek üzere olduğum kâseden içmeye, benim vaftiz edildiğim vaftizle vaftiz edilmeye gücünüz yeter mi?” Onlar, “Yeter” dediler.

23 İsa onlara, “Siz gerçekten benim kâsemden içeceksiniz ve benim vaftiz edildiğim vaftizle vaftiz edileceksiniz. Ama sağımda ya da solumda oturmayı vermek benim elimde değil; oralar, Babam kimler için hazırladıysa onlarındır” dedi.

24 Bunu duyan öbür on öğrenci iki kardeşe öfkelendi.

25 Ama İsa onları yanına çağırıp şöyle dedi: “Bilirsiniz ki ulusların yöneticileri halklarına baskıyla hükmeder, büyükleri de onların üzerinde otorite kurar.

26 Sizin aranızda böyle olmayacak. Tersine, aranızda büyük olmak isteyen sizin hizmetkârınız olsun.

27 Aranızda birinci olmak isteyen de sizin köleniz olsun.

28 Nitekim İnsanoğlu da hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.”

29 Eriha'dan çıkarlarken büyük bir kalabalık İsa'nın ardından gidiyordu.

30 İşte, yol kenarında oturan iki kör adam, İsa'nın oradan geçmekte olduğunu duyunca, “Rab, ey Davut Oğlu, bize merhamet et!” diye bağırdılar.

31 Kalabalık, susmaları için onları azarladı; ama onlar, “Rab, ey Davut Oğlu, bize merhamet et!” diye daha da çok bağırdılar.

32 İsa durup onları çağırdı. “Sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?” diye sordu.

33 Onlar, “Rab, gözlerimiz açılsın” dediler.

34 İsa onlara acıyıp gözlerine dokundu. Gözleri hemen görmeye başladı ve onun ardından gittiler.