Altın Kural nedir, nerede geçer?
"Altın Kural" olarak bilinen ilke, Matta İncili'nde Dağdaki Vaaz'ın içinde yer alır: "İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız siz de onlara öyle davranın." Aynı söz Luka İncili'nde de geçer. İsa bu cümleye bir ağırlık da ekler: "Yasa'nın ve peygamberlerin söylediği…
"Altın Kural" olarak bilinen ilke, Matta İncili'nde Dağdaki Vaaz'ın içinde yer alır: "İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız siz de onlara öyle davranın." Aynı söz Luka İncili'nde de geçer. İsa bu cümleye bir ağırlık da ekler: "Yasa'nın ve peygamberlerin söylediği budur" — yani bu tek cümle, Eski Antlaşma ahlakının özeti olarak sunulur. Kuralın gücü, olumlu kuruluşundadır. Birçok kültürde benzer ilke olumsuz biçimde ifade edilmiştir: "Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma." Bu, zarar vermemeyi öğütler ve durmakla yerine getirilebilir. İsa'nın formülü ise eyleme çağırır: karşındakinin iyiliği için, kendin için ister olduğun şeyi yapmak. Bu yüzden Altın Kural, pasif bir nezaket ilkesi değil, etkin bir iyilik ölçüsüdür. Kural, bağlamından koparıldığında bir pazarlık stratejisi gibi okunabilir; oysa Dağdaki Vaaz'daki yeri farklıdır: hemen öncesinde isteyene verilmesi, dua ve Tanrı'nın iyiliği anlatılır; hemen sonrasında dar kapı çağrısı gelir. Kural, karşılık beklentisine değil, Tanrı'nın insanlara davranışına dayandırılır. Aynı ilkenin genişletilmiş biçimi, "Komşunu kendin gibi seveceksin" buyruğudur; İsa bu buyruğu Tanrı sevgisiyle birlikte en büyük iki buyruktan biri sayar. Altın Kural'ın geçtiği bölümler sitede okunabilir; Dağdaki Vaaz'ın tamamı (Matta 5-7) bu ilkenin doğal bağlamıdır.