Eyüp 21
Eyüp bu bölümde, kötülerin her zaman hemen cezalandırıldığı yönündeki düşünceye karşı çıkarak onların çoğu zaman uzun ömür, güvenlik, zenginlik ve ailece esenlik içinde yaşadığını anlatır. İnsanların öne sürdüğü basit ceza anlayışının gerçek gözlemlerle uyuşmadığını savunur; sonunda hem güçlü hem acı çeken insanların aynı ölüme gittiğini vurgulayarak dostlarının tesellisinin boş ve yanıltıcı olduğunu söyler.
Okumaya devam et
Kadıköy Kilise Çevirisi (KK)
1 Bunun üzerine Eyüp cevap verdi:
2 “Sözlerimi dikkatle dinleyin; bana vereceğiniz teselli bu olsun.
3 Bana izin verin, ben de konuşayım; ben konuştuktan sonra da alay edersiniz.
4 Benim yakınmam insana mı? Öyleyse neden sabırsız olmayayım?
5 Bana bakın da şaşakalıp kalın; elinizi ağzınıza koyun.
6 Ne zaman bunu ansam sarsılıyorum, bedenimi dehşet kaplıyor.
7 Kötüler neden yaşar, yaşlanır, hatta güçlenip kuvvetlenir?
8 Çocukları gözlerinin önünde yanlarında sağlam durur, soyları da gözlerinin önündedir.
9 Evleri korkudan uzaktır, Tanrı'nın değneği üzerlerinde değildir.
10 Boğaları durmadan çiftleşir, inekleri yavrılar ve düşük yapmaz.
11 Küçük çocuklarını sürü gibi salıverirler, çocukları da oynayıp dans eder.
12 Tefle lir eşliğinde şarkı söyler, kaval sesine sevinirler.
13 Günlerini bolluk içinde geçirir, bir anda ölüler diyarına inerler.
14 Tanrı'ya, ‘Bizden uzak dur, yollarını bilmek istemiyoruz’ derler.
15 ‘Her Şeye Gücü Yeten kim oluyor da O'na kulluk edelim? O'na dua etsek ne kazancımız olur?’ derler.
16 İşte, bollukları kendi ellerinde değildir; kötülerin öğüdü benden uzak olsun.
17 “Kötülerin kandili ne sık söner? Felaketleri başlarına ne sık gelir? Tanrı öfkesinde acıları onlara ne sık pay eder?
18 Rüzgâr önünde saman çöpü gibi, fırtınanın savurduğu saman kırıntısı gibi ne sık olurlar?
19 Siz diyorsunuz ki, ‘Tanrı kişinin suçunu çocukları için biriktirir.’ Bırakın karşılığını kendisine versin de bunu anlasın.
20 Yıkımını kendi gözleri görsün, Her Şeye Gücü Yeten'in gazabını kendisi içsin.
21 Çünkü aylarının sayısı kesilip atıldıktan sonra, arkasında bırakacağı ev halkını artık ne kadar önemser?
22 “Yükseklerde olanları yargılayan Tanrı'ya kim bilgi öğretebilir?
23 Biri tam gücündeyken ölür, bütünüyle rahattır, güven içindedir.
24 Testileri sütle doludur, kemiklerinin iliği taptazedir.
25 Bir başkasıysa can acısıyla ölür, iyilik yüzü hiç görmemiştir.
26 İkisi de tozun içine birlikte uzanır, kurtlar üstlerini örter.
27 “İşte, düşüncelerinizi biliyorum, bana haksızlık etmek için kurduğunuz düzenleri de.
28 Çünkü diyorsunuz ki, ‘Önderin evi nerede? Kötülerin oturduğu çadır nerede?’
29 Yolculuk edenlere hiç sormadınız mı? Onların tanıklıklarını bilmiyor musunuz?
30 Kötü kişinin felaket günü için saklandığını, gazap gününe çıkarıldığını bilmiyor musunuz?
31 Yaptığını yüzüne karşı kim söyleyecek? Yaptığının karşılığını ona kim verecek?
32 Yine de mezara taşınır, mezarı başında nöbet tutulur.
33 Vadi toprağının kesekleri ona tatlı gelir; önünde sayısız kişi olduğu gibi, bütün insanlar da ardından gider.
34 Öyleyse beni nasıl boş sözlerle avutursunuz? Cevaplarınızda geriye yalnız yalan kalıyor.”