Nehemya 9

Nehemya 9'da halk oruç ve tövbe için toplanır, günahlarını itiraf eder ve Tanrı'nın yaratılıştan başlayıp İbrahim'e, Mısır'dan çıkışa, çölde korunmaya ve ülkenin verilmesine uzanan sadık eylemlerini anan uzun bir yakarış sunar. Bu toplu duada atalarının ve kendilerinin tekrar eden isyanları karşısında Tanrı'nın merhameti vurgulanır; bölüm, halkın yaşadığı sıkıntıları kabul edip buna karşılık bağlayıcı bir antlaşmayı yazılı olarak yenileme kararıyla son bulur.

Okumaya devam et

Kadıköy Kilise Çevirisi (KK)

1 O ayın yirmi dördüncü gününde İsrailoğulları oruç tutarak, çul kuşanıp başlarına toprak serperek toplandılar.

2 İsrail soyu bütün yabancılardan ayrıldı; ayağa kalkıp kendi günahlarını ve atalarının suçlarını itiraf ettiler.

3 Bulundukları yerde ayağa kalkıp günün dörtte biri boyunca Tanrıları RAB'bin Yasa Kitabı'nı okudular; günün başka bir dörtte biri boyunca da günahlarını itiraf edip Tanrıları RAB'be tapındılar.

4 Sonra Levililerden Yeşua, Bani, Kadmiel, Şevanya, Bunni, Şerevya, Bani ve Kenani basamakların üstünde ayağa kalkıp Tanrıları RAB'be yüksek sesle yakardılar.

5 Ardından Levililer, yani Yeşua, Kadmiel, Bani, Haşavneya, Şerevya, Hodiya, Şevanya ve Petahya şöyle dediler: “Ayağa kalkın, sonsuzluktan sonsuzluğa Tanrınız RAB'bi kutsayın! Her övgüden ve her yüceltiden daha yüce olan görkemli adın kutsansın.

6 Yalnız sen RAB'sin. Gökleri, göklerin göklerini ve onların bütün ordusunu, yeri ve onun üstündeki her şeyi, denizleri ve onların içindeki her şeyi sen yarattın. Hepsine sen yaşam veriyorsun; göklerin ordusu sana tapınıyor.

7 Kildaniler'in Ur kentinden Abram'ı çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı, sensin RAB.

8 Onun yüreğini önünde sadık buldun; ona Kenanlılar'ın, Hititler'in, Amorlular'ın, Perizliler'in, Yevuslular'ın ve Girgaşlılar'ın ülkesini soyuna vereceğine dair bir antlaşma yaptın. Sözünü yerine getirdin, çünkü sen doğrusun.

9 Atalarımızın Mısır'daki sıkıntısını gördün, Kızıldeniz kıyısında yükselen feryatlarını duydun.

10 Firavun'a, bütün görevlilerine ve ülkesindeki bütün halka karşı belirtilerle harikalar gösterdin. Çünkü atalarımıza karşı küstahça davrandıklarını biliyordun. Böylece bugün de süren bir ün kazandın.

11 Denizi önlerinde ikiye böldün; onlar denizin ortasından kuru toprağın üstünden geçtiler. Peşlerine düşenleri ise güçlü suların dibine, taştan farksız biçimde attın.

12 Gündüz onları bulut sütunuyla yönlendirdin, gece de gitmeleri gereken yolu aydınlatmak için ateş sütunuyla ışık verdin.

13 Sina Dağı'na indin, onlarla gökten konuştun. Onlara doğru hükümler, gerçek yasalar, iyi kurallar ve buyruklar verdin.

14 Kutsal Şabatını onlara bildirdin; kulun Musa aracılığıyla onlara buyruklar, kurallar ve yasa verdin.

15 Açlıklarını gidermek için onlara gökten ekmek verdin, susuzluklarını gidermek için kayadan su çıkardın. Sonra kendilerine vereceğine ant içtiğin ülkeyi gidip mülk edinmelerini buyurdun.

16 Ama onlar, yani atalarımız, küstahlık ettiler; dik kafalı oldular, buyruklarını dinlemediler.

17 Sözünü dinlemeyi reddettiler. Aralarında yaptığın harikaları hatırlamadılar; dik kafalı oldular ve başkaldırılarında köleliklerine dönmek için kendilerine bir önder atadılar. Ama sen bağışlamaya hazır, lütufkâr ve merhametli, öfkelenmekte ağır, vefalı sevgisi bol bir Tanrı'sın; onları terk etmedin.

18 Kendilerine dökme bir buzağı yapıp, ‘Seni Mısır'dan çıkaran tanrın budur’ dediklerinde ve korkunç küfürler ettiklerinde bile,

19 engin merhametin yüzünden onları çölde terk etmedin. Gündüz yol göstermek için bulut sütunu başlarının üstünden ayrılmadı; gece de gitmeleri gereken yolu aydınlatmak için ateş sütunu ayrılmadı.

20 Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından mannanı esirgemedin, susuzluklarını gidermek için onlara su verdin.

21 Kırk yıl boyunca çölde onlara baktın; hiçbir eksikleri olmadı. Giysileri eskimedi, ayakları şişmedi.

22 Onlara krallıklar ve halklar verdin; her birini sınırlarına göre paylaştırdın. Böylece Heşbon kralı Sihon'un ülkesini ve Başan kralı Og'un ülkesini mülk edindiler.

23 Çocuklarını gökteki yıldızlar kadar çoğalttın; atalarına, gidip mülk edineceklerini söylediğin ülkeye onları getirdin.

24 Böylece çocukları gidip ülkeyi mülk edindi. Ülkede yaşayan Kenanlılar'ı onların önünde boyun eğdirdin; krallarıyla birlikte ülke halklarını onların eline verdin, onlara diledikleri gibi davrandılar.

25 Surlu kentleri ve verimli bir ülkeyi ele geçirdiler. İçi her türlü iyi şeyle dolu evlere, kazılmış sarnıçlara, bağlara, zeytinliklere ve bol meyve ağaçlarına sahip oldular. Yiyip doydular, semirdiler ve senin büyük iyiliğinin tadını çıkardılar.

26 Yine de sana karşı söz dinlemediler, başkaldırdılar. Yasanı arkalarına attılar; kendilerini sana döndürmeleri için onları uyaran peygamberlerini öldürdüler ve korkunç küfürler ettiler.

27 Bu yüzden onları düşmanlarının eline verdin; düşmanları onlara sıkıntı çektirdi. Sıkıntıya düştüklerinde sana feryat ettiler, sen de gökten onları duydun. Engin merhametine göre onlara kurtarıcılar verdin; bu kurtarıcılar onları düşmanlarının elinden kurtardı.

28 Ama rahat bulur bulmaz yine senin önünde kötülük yaptılar. Bunun üzerine onları düşmanlarının eline bıraktın; düşmanları üzerlerine egemen oldu. Yine sana dönüp feryat ettiklerinde gökten duydun ve merhametine göre onları defalarca kurtardın.

29 Onları yasana döndürmek için uyardın. Ama onlar küstahça davrandılar; buyruklarını dinlemediler, kurallarına karşı günah işlediler. Oysa insan bunları yerine getirirse onlarla yaşar. Sırt çevirdiler, dik kafalı oldular, kulak asmadılar.

30 Uzun yıllar onlara katlandın ve peygamberlerin aracılığıyla, Ruhunla onları uyardın. Ama kulak vermediler. Bunun üzerine onları başka ülkelerin halklarının eline verdin.

31 Yine de engin merhametin yüzünden onları bütünüyle yok etmedin, terk de etmedin. Çünkü sen lütufkâr ve merhametli bir Tanrı'sın.

32 Şimdi ey Tanrımız, antlaşmaya ve vefalı sevgiye bağlı kalan büyük, güçlü ve korku uyandıran Tanrı, Asur krallarının günlerinden bugüne kadar bizim, krallarımızın, önderlerimizin, kâhinlerimizin, peygamberlerimizin, atalarımızın ve bütün halkının başına gelen bunca sıkıntıyı önemsiz görme.

33 Başımıza gelen her şeyde sen adilsin. Çünkü sen sadakatle davrandın, bizse kötülük ettik.

34 Krallarımız, önderlerimiz, kâhinlerimiz ve atalarımız yasana uymadılar; verdiğin buyrukları ve kendileri için yaptığın uyarıları dinlemediler.

35 Kendi krallıkları içinde, onlara verdiğin büyük iyiliğin ortasında, önlerine serdiğin geniş ve verimli ülkede sana kulluk etmediler; kötü işlerinden de dönmediler.

36 İşte bugün kuluz! Atalarımıza meyvesini ve iyiliğini yesinler diye verdiğin ülkede bugün kul durumundayız.

37 Günahlarımız yüzünden başımıza koyduğun krallara bu ülke bol ürün veriyor. Onlar bedenlerimiz ve sürülerimiz üzerinde diledikleri gibi egemenlik kuruyor. Büyük sıkıntı içindeyiz.

38 Bütün bunlardan ötürü sağlam bir antlaşma yapıyoruz ve bunu yazıya geçiriyoruz. Önderlerimiz, Levililerimiz ve kâhinlerimiz de onu mühürlüyor.”