Eyüp 29
Eyüp, Tanrı'nın gözetimi altında olduğu, ailesiyle ve bolluk içinde yaşadığı eski günleri özlemle anar. Kent kapısında büyük saygı gördüğünü, sözünün dinlendiğini ve özellikle yoksulları, öksüzleri, dulları ve haksızlığa uğrayanları savunarak adalet sağladığını anlatır. Geleceğinin güvenli ve onurlu olacağını düşündüğü bu dönemi, toplum içinde yol gösteren ve teselli veren bir önder olarak hatırlar.
Okumaya devam et
Kadıköy Kilise Çevirisi (KK)
1 Eyüp yine söze başladı ve şöyle dedi:
2 “Keşke eski aylardaki gibi olsaydım, Tanrı'nın beni gözettiği günlerdeki gibi;
3 lambası başımın üzerinde parladığında, ışığıyla karanlığın içinden yürüdüğüm günlerdeki gibi,
4 günlerimin olgun çağında olduğum gibi, Tanrı'nın dostluğu çadırımdayken,
5 Her Şeye Gücü Yeten daha benimleyken, çocuklarım çevremdeyken,
6 adımlarım kaymakla yıkanmış gibiyken, kaya benim için yağ ırmakları akıtırken,
7 kent kapısına çıktığımda, meydanda yerimi hazırladığım günlerdeki gibi.
8 Gençler beni görünce geri çekilir, yaşlılar ayağa kalkıp dikilirdi.
9 Önderler konuşmaktan vazgeçer, ellerini ağızlarına koyardı.
10 Soyluların sesi kesilir, dilleri damaklarına yapışırdı.
11 Çünkü kulak beni duyunca beni kutlu sayardı, göz beni görünce lehime tanıklık ederdi.
12 Çünkü yardım diye haykıran yoksulu kurtarırdım, yardımcısı olmayan öksüzü de.
13 Mahvolmak üzere olanın bereket duası üzerime gelirdi, dul kadının yüreğini sevinçle coştururdum.
14 Doğruluğu kuşandım, o da beni giydirdi. Adaletim kaftan ve taç gibiydi.
15 Kör için göz, topal için ayak oldum.
16 Muhtaçlara baba oldum. Tanımadığım kişinin davasını araştırdım.
17 Haksızın çenesini kırdım, avı dişlerinin arasından çekip aldım.
18 O zaman, ‘Kendi yuvamda öleceğim, günlerimi kum taneleri kadar çoğaltacağım’ dedim.
19 Köküm sulara doğru yayılmıştı. Dalımın üzerinde bütün gece çiy kalırdı.
20 Yüceliğim içimde tazeydi. Yayım elimde durmadan yenilenirdi.”
21 “İnsanlar beni dinler, bekler, öğüdüm için sessiz kalırlardı.
22 Sözlerimden sonra bir daha konuşmazlardı. Sözüm üzerlerine inerdi.
23 Beni yağmuru bekler gibi beklerlerdi. Ağızları ilkbahar yağmurunu içer gibi açılırdı.
24 Kendilerine güvenleri kalmadığında onlara gülümserdim. Yüzümün ışığını geri çevirmezlerdi.
25 Onlar için yolu seçer, başta otururdum. Askerler arasında kral gibi yaşar, yas tutanları avutan kişi gibi olurdum.