Eyüp 26
Eyüp, arkadaşının sözlerini alaycı bir dille karşılayarak onun yardımı ve bilgeliği üzerine ironi yapar. Ardından ölüm diyarından göklere ve denizlere kadar uzanan örneklerle Tanrı'nın yaratılış üzerindeki egemenliğini ve erişilmez gücünü anlatır; insanın kavrayabildiğinin ise bu kudretin ancak küçük bir kısmı olduğunu vurgular.
Okumaya devam et
Kadıköy Kilise Çevirisi (KK)
1 Bunun üzerine Eyüp karşılık verdi:
2 “Gücü olmayana ne güzel yardım ettin! Güçsüz kola ne iyi kurtuluş sağladın!
3 Bilgeliği olmayana ne güzel öğüt verdin, sağlam bilgiyi de bol bol açıkladın!
4 Kime söyledin bu sözleri? Senden çıkan ruh kimindi?
5 “Ölülerin gölgeleri titrer, suların altındakiler ve orada yaşayanların hepsi.
6 Ölüler diyarı Tanrı'nın önünde çıplaktır, Abaddon'un üstünde de örtü yoktur.
7 Kuzeyi boşluğun üzerine yayar, yeryüzünü hiçliğin üstüne asar.
8 Suları kalın bulutlarının içine bağlar, ama bulut onların altında yarılmaz.
9 Tahtının yüzünü örter, bulutunu onun üzerine yayar.
10 Suların yüzüne bir sınır çizdi, ışıkla karanlığın bittiği yere kadar.
11 Göklerin sütunları sarsılır, azarlamasından şaşkına döner.
12 Gücüyle denizi çalkalar, anlayışıyla Rahav'ı parçalar.
13 Onun ruhuyla gökler güzelleşir, eli kaçan yılanı delip geçer.
14 İşte, bunlar onun yollarının yalnızca kıyılarıdır. Onun hakkında duyduğumuz fısıltı ne kadar küçüktür! Ama gücünün gök gürültüsünü kim anlayabilir?”