'Düşmanınızı sevin' ne demektir?

İsa'nın 'düşmanlarınızı sevin' buyruğu, kötülüğü iyi saymak ya da adaletsizliği görmezden gelmek anlamına gelmez. Daha çok, bize zarar veren ya da bize karşı duran kişiye bile insan onurunu tanıyan, intikamı reddeden ve iyiliği amaçlayan bir tutum taşımak demektir. Bu sevgi…

İsa'nın 'düşmanlarınızı sevin' buyruğu, kötülüğü iyi saymak ya da adaletsizliği görmezden gelmek anlamına gelmez. Daha çok, bize zarar veren ya da bize karşı duran kişiye bile insan onurunu tanıyan, intikamı reddeden ve iyiliği amaçlayan bir tutum taşımak demektir. Bu sevgi öncelikle bir duygu değil, yönelmiş bir iradedir: kötülüğe kötülükle karşılık vermemek, lanet yerine dua etmek ve imkan varsa barışın yolunu aramak.

Dağdaki Vaaz'da İsa bunu Tanrı'nın karakteriyle ilişkilendirir. Tanrı, yalnızca kendisini sevenlere değil, herkese güneşini ve yağmurunu verir. Bu nedenle düşmanı sevmek, insanın doğal refleksini aşan bir çağrıdır. Pavlus da benzer biçimde, kötülüğe yenilmemeyi, kötülüğü iyilikle yenmeyi söyler. Bu, haksızlığa uğrayan kişinin pasif kalması gerektiği anlamına gelmez. Kutsal Kitap'ta adalet, doğruluk ve mazlumun korunması da önemlidir. Buradaki mesele, adalet ararken kalbin kin tarafından yönetilmemesidir.

Katolik, Ortodoks ve Protestan gelenekler bu ilkenin merkeziliğinde birleşir. Ayrım genellikle uygulama vurgusunda ortaya çıkar: bazı yorumlar bunu daha çok kişisel bağışlama ve dua çerçevesinde işlerken, bazıları toplumsal barış, adalet ve uzlaşma boyutunu daha belirgin işler. Yine de ortak nokta aynıdır: düşman sevgisi, kötülüğe teslim olmak değil, kötülüğün bizi de benzer hale getirmesine izin vermemektir.

Günlük yaşamda bu çağrı bazen sınır koymayı, bazen sessizce dua etmeyi, bazen de karşı tarafın iyiliğini istemeyi içerir. Her ilişki onarılmayabilir; güven her durumda hemen geri kurulmaz. Fakat Hristiyan bakışında düşman sevgisi, karşıdakinin tövbe ve iyiliğe yönelmesini dileyen, kendi yüreğini de zehirli nefretten koruyan bir yaşam biçimidir.

Ayet referansları

İlgili konular